Ocak 2021 Okumalarım

Zorba – Nikos Kazancakis Kitap, biri daha çok doğal, içgüdüleriyle hareket eden Alexi Zorba, diğeri ise eğitiminin de etkisiyle belli kalıplarla düşünen anlatıcı, birbirine zıt iki karakterin bir şekilde çözümlenmesiydi. Karakterler, hayatı anlamlandırmada biri daha deneysel diğeri daha teorik iki bilim insanı gibiydiler. Ayrıca kültürel öğelerin de yoğun bir şekilde yer aldığı bir kitaptı. ÖtekiOkumaya devam edin “Ocak 2021 Okumalarım”

Reading Slump Analizi

Sanırım yukarıdaki başlıkla çoğu okurun ortak derdine parmak basmış bulunmaktayım. Daha önce kitap okuma konusunda kendimizi nasıl şevke getirebileceğimize dair iki yazı yazmıştım. Buradan ve buradan o yazılarıma ulaşabilirsiniz. Ancak eksik kaldığını gördüğüm yönleri olduğunu hissettiğimden buraya daha derinlemesine işleyeceğim bir yazı daha yazmak istedim. Bu yazı baya uzun bir süreçte yazılmış olacak. Ve burayaOkumaya devam edin “Reading Slump Analizi”

Aralık 2020 Okumalarım

Carson McCullers – Kadransız Saat Roman, Amerika’da geçiyor, bir yandan hayatı ve ölümü sorgulamaları, bir yandan da yoğun bir şekilde ırksal ayrımcılıkları kendine konu ediniyor. Kadransız Saat’i okurken içimi bir sıcaklık kapladığını hatırlıyorum. Açıkçası ana karakterin kim olduğunu kestiremedim. Çünkü sanki hepsine eşit söz hakkı verilmiş gibiydi. Bu belki de yazarın, ırkçılık hakkında yazdığı için,Okumaya devam edin “Aralık 2020 Okumalarım”

Kartpostal Distopyası

Kartpostallar yeniden popüler olsa; kitaplıklarındaki kitapları yayınevlerine, boylarına, yazarlarına, belki de renklerine göre dizen insanlar, merakları olsaydı kartpostalları da renklerine, temalarına, mekanlarına göre kategorilere ayırırlardı tahminimce. Aynı yayınevinin bütün kitaplarını koleksiyon yapanlar (kitap ne içindir ki başka?!), beğenip beğenmediklerini ayırt etmeden bütün kartpostalları satın alırlardı. Sonra da kartpostal koleksiyonlarının büyüklükleriyle övünenler, çekilişler yapıp “aynı” kartpostalıOkumaya devam edin “Kartpostal Distopyası”

Haftanın Felsefi Kelimesi #4

Benlik Teknolojileri [İng. ego technologies] [KITA FELSEFESİ]. 20. yüzyılın önemli düşünürlerinden Foucault’nun, bireylerin hayatlarını daha iyi, daha saf, daha mutlu kılmak ve kendilerini daha güçlü kılabilmek veya birtakım iktidar biçimlerini hayata geçirebilmeye elverişli hale getirmek amacıyla, ruhlarını, bedenlerini, düşüncelerini veya arzularını dönüşüme uğratmak, kısacası kendilerini pozitif yönde değiştirmek için uyguladıkları disipline edici pratiklere verdiği ad.Okumaya devam edin “Haftanın Felsefi Kelimesi #4”