Sartre Bize Ne Öğretmek İstedi?

“Sartre’ı sevmiş olanlara, sevenlere, sevecek olanlara.” -Simone de Beauvoir, Veda Töreni. Sartre’ı tanımayanlar için buyurun Vikipedi… Varoluş Özden Önce Gelir. Sartre Varoluşçuluk isimli kitabında bir kağıt keseceği örneğini verir. Bu örnekte, kağıt keseceğinin bir zanaatkar tarafından yapılma fikrinin oluşması için önce kağıt keseceğine dair bir kavramın olmasının, yani arka planda neye yarayacağına dair bir fikir“Sartre Bize Ne Öğretmek İstedi?” yazısının devamını oku

Ocak 2021 Okumalarım

Zorba – Nikos Kazancakis Kitap, biri daha çok doğal, içgüdüleriyle hareket eden Alexi Zorba, diğeri ise eğitiminin de etkisiyle belli kalıplarla düşünen anlatıcı, birbirine zıt iki karakterin bir şekilde çözümlenmesiydi. Karakterler, hayatı anlamlandırmada biri daha deneysel diğeri daha teorik iki bilim insanı gibiydiler. Ayrıca kültürel öğelerin de yoğun bir şekilde yer aldığı bir kitaptı. Öteki“Ocak 2021 Okumalarım” yazısının devamını oku

Reading Slump Analizi

Sanırım yukarıdaki başlıkla çoğu okurun ortak derdine parmak basmış bulunmaktayım. Daha önce kitap okuma konusunda kendimizi nasıl şevke getirebileceğimize dair iki yazı yazmıştım. Buradan ve buradan o yazılarıma ulaşabilirsiniz. Ancak eksik kaldığını gördüğüm yönleri olduğunu hissettiğimden buraya daha derinlemesine işleyeceğim bir yazı daha yazmak istedim. Bu yazı baya uzun bir süreçte yazılmış olacak. Ve buraya“Reading Slump Analizi” yazısının devamını oku

Aralık 2020 Okumalarım

Carson McCullers – Kadransız Saat Roman, Amerika’da geçiyor, bir yandan hayatı ve ölümü sorgulamaları, bir yandan da yoğun bir şekilde ırksal ayrımcılıkları kendine konu ediniyor. Kadransız Saat’i okurken içimi bir sıcaklık kapladığını hatırlıyorum. Açıkçası ana karakterin kim olduğunu kestiremedim. Çünkü sanki hepsine eşit söz hakkı verilmiş gibiydi. Bu belki de yazarın, ırkçılık hakkında yazdığı için,“Aralık 2020 Okumalarım” yazısının devamını oku

Kartpostal Distopyası

Kartpostallar yeniden popüler olsa; kitaplıklarındaki kitapları yayınevlerine, boylarına, yazarlarına, belki de renklerine göre dizen insanlar, merakları olsaydı kartpostalları da renklerine, temalarına, mekanlarına göre kategorilere ayırırlardı tahminimce. Aynı yayınevinin bütün kitaplarını koleksiyon yapanlar (kitap ne içindir ki başka?!), beğenip beğenmediklerini ayırt etmeden bütün kartpostalları satın alırlardı. Sonra da kartpostal koleksiyonlarının büyüklükleriyle övünenler, çekilişler yapıp “aynı” kartpostalı“Kartpostal Distopyası” yazısının devamını oku