Death of a Salesman (1985) Film Yorumu

Senaryosu, Arthur Miller’ın aynı isimli oyununa dayanan Satıcının Ölümü filmi 1985 yapımı ve dram türünde. Aslında geçen gün kitabını almıştım fakat ilk önce filmini izleyip daha sonra kitabını okumak daha iyi bir tercih gibi geldi, zira olay odaklı olmasından ziyade varoluşsal temaların ağır basacağını biliyordum; Rollo May birçok kitabında bahsettiği için.

Aslına bakarsanız filmin afişi bütün olayı ve filmin özünü yansıtıyor. Willy, uzun yolculuklar sayesinde satıcılık yaparak hayatını idame ettiren bir adam. Fakat son zamanlarda araba kullanırken uyuyakalıyor ya da kendinden geçiyor diyelim. Geçim derdi hakkında umutlarını yitirmemek için istemsizce hayallere dalıyor.

Film yapı olarak çoğunlukla başrol Willy’nin kendi kendine konuşmalarıyla başlayan, geçmiş zamana ait halüsinasyonvari sahnelerden oluşuyor.

-Ne komik, bütün o yollar, tren yolculukları…randevular, yıllar.

Sonuçta, ölün dirinden daha değerli.

-Kimsenin ölüsü para etmez.

Willy-Charley

İşte yukarıdaki replik filmin atmosferini betimliyor. Kendi varoluşuyla yüzleşen bir adam; sıradanlığı ve her ne kadar her insan, şahsına münhasır desek de milyonlarca yıldızın bulunduğu galaksiden binlerce sistemin içinden biri olan güneş sistemindeki gezegenlerden birinde; Dünya’da, milyarlarca insan arasından sadece biri.

Willy, saplantı derecesinde oğlu Biff’in, gençliğinde, parlak bir geleceğe sahip olacağına inanıyor. Biff lisedeyken futbol takımında kaptanlık yapan, yakışıklı bir genç. Fakat Biff filmde 30 yaşında ve hala hayatta yerini bulamamış, bir yere tutunamamış bir karakter çiziyor. Lise sonda matematikten kaldığı için dikiş tutturamadığı düşünülen Biff’in, asıl sebebi, sanırım filmin son yarım saatine kadar bilinmiyor. Orası Biff’in psikolojisini anlamada kilit bir nokta fakat spoiler vermiş olacağım için yazamayacağım.

Bugün elimde bir kalemle, 11 katı koşarak indim. Sonra birden durdum. Duyuyor musun? O binanın orta yerinde…
duydun mu, aniden durdum!
O binanın ortasında durdum
ve gökyüzünü gördüm.
Ben… ben…bu dünyada
zevk aldığım şeyleri gördüm.
İş gibi, yemek gibi, sigara içmek gibi.
Sonra elimdeki kaleme bakıp, bununla ne halt ediyorum, dedim.
Neden olmak istemediğim biri gibi olmaya çalışıyorum?
İstediklerim dışarıda beni beklerken neden aptal durumuna düşüyorum?
Üstelik, bunu söyleyebildiğim anda kim olduğumu bileceğim.

Ben sıradan biriyim baba, sen de öylesin!

Biff

Willy ve Biff haricinde de karakterler var tabi sahnede; Biff’in annesi ve kardeşi gibi. Fakat filmin ana fikrini veren bence bu baba-oğul. Biff, bence burada üzerine yüklenen o harika çocuk imajının altında ezildiğini ifade ediyor. Eğer mükemmel olma zorunluluğunu ortadan kaldırınca zaten istediği şeye ulaşmasının yolu açılacak, işte bunu fark ediyor. Burada ‘neden istemediğim biri gibi olmaya çalışıyorum’ kısmı psikoanalitik açıdan incelenebilir fakat henüz yeterli bilgim yok.

Bütün kadro filmin hakkını vererek oynadıklarını düşünüyorum, özellikle duygu yoğunluğunun yüksek olduğu, zorlu birçok sahne olmasına rağmen. Filmde en sevdiğim karakter Biff idi.

Gelecek nedir bilmiyorum, ne istediğimi bilmiyorum. Liseden sonra altı, yedi yılımı harcadım. Sırf kendimi geliştirmek için.
Sevk memurluğu, satıcılık, bir sürü iş.
Değersiz bir varoluş biçimi.

Sıcak yaz sabahlarında metroya binmek. Tüm hayatını; stokları tutmak,
telefonları açmak, almak ve satmak için harcamak.

Tüm arzun gömleğini çıkarıp, dışarıda dolaşmak olduğu halde iki haftalık bir tatil için elli hafta acı çekmek. Sürekli önündeki arkadaşını geçmeye çalışmak.

İşte gelecek kurmanın yolu!

Biff

Önceki yazdığım iki filmin konusu ile de bağlantılı olan bu replik, aslında Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde step dansı yaptığımız fakat o tepeye, “kendini gerçekleştirme” alanına geçmenin günümüz sosyoekonomik sisteminde ne kadar zor olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bunun nasıl bir çözümü olabilirdi diye, belki de, türü ütopik kurgu olan kitaplar okumalıyım. Bu konuyla alakalı bir fikriniz varsa beni yorumlardan aydınlatırsanız çok mutlu olurum.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: