Sartre Bize Ne Öğretmek İstedi?

Sartre’ı sevmiş olanlara, sevenlere, sevecek olanlara.” -Simone de Beauvoir, Veda Töreni.

Sartre’ı tanımayanlar için buyurun Vikipedi

Varoluş Özden Önce Gelir.

Sartre Varoluşçuluk isimli kitabında bir kağıt keseceği örneğini verir. Bu örnekte, kağıt keseceğinin bir zanaatkar tarafından yapılma fikrinin oluşması için önce kağıt keseceğine dair bir kavramın olmasının, yani arka planda neye yarayacağına dair bir fikir olmasının, daha sonra ise üretim tekniğine başvurması gerekir, der. İşte bu da demektir ki kağıt keseceğinin özü (onu o yapan değerler; tanımlamalar, üretim teknikleri) varoluşundan önce gelir.

Varoluşçulukta ise insan için, bu denklem tam tersine dönüyor yani varoluş özden önce gelir deniyor. Çünkü insan dünyaya fırlatılmıştır; ne tutunacak bir dalı ne de yaslanacak bir duvarı vardır. İnsan bir amaçla varolmamıştır. Kendini nasıl tasarlarsa ve yaparsa öyle olacaktır.

İnsan Özgürlüğe Mahkumdur.

Yani yaşamın bütün yükü insanın omuzları üzerindedir. Fakat yalnız kendinden sorumlu değil, aynı zamanda bütün insanlıktan da sorumludur. Çünkü insan kendini tasarlarken aslında bütün insanlık için de bir insan tasarısı oluşturur. “Olmak istediğimiz kimseyi yaratırken herkesin nasıl olması gerektiğini de tasarlarız” (s:41).

İnsanlık Bunaltıdır.

İşte yukarıda tarif edilen bütün insanlığı da tasarlama sorumluluğuna sahip kişinin yaşayacağı ruh halidir bunaltı. Sartre kitabında şöyle ifade etmekte; çoğu kimseler yaptıklarının yalnızca kendilerini bağladığına bundan dolayı da başkalarından sorumlu olamayacaklarına inanırlar. Peki, ya herkes de böyle yaparsa sonumuz ne olur?

Laik Ahlak

1880 yıllarında Fransız profesörler laik ahlaktan bahsetmeye başlamışlar. Buna göre evet, Tanrı fikri yararsızdır fakat insanların birbirilerine zarar vermemeleri, ‘iyi’ biri olarak yaşamaları için bir takım değerlerin varolması gerektiğini savunmuşlar. Sartre ise bu konuda şöyle diyor eğer Tanrı fikrini toptan ortadan kaldırırsak zaten iyi ve kötü gibi kavramlar da ortadan kalkar çünkü “bizim için iyiyi kötüyü ayırt edecek sonsuz ve yeterli bir bilinç” olmayacaktır.

Varoluşçu İnsancılık

” ‘İnsancılık’ diyoruz, çünkü kişioğluna bununla, kendi içine kapanarak ve başkalarından koparak değil; ancak dışında bir amaca yönelerek varlığını gerçekleştireceğini göstermiş oluyoruz. Ona gösteriyoruz ki: Ancak şu kurtuluş ya da bu iş için çalışmakla, yani eylemle kendini insancıl bir varlık olarak kuracaktır” (s:75).

Sonuç

Varoluşçuluk Tanrının yokluğunu ispata çalışmaz nitekim Hristiyan varoluşçular da vardır. Varoluşçuluk bir eylem ve yaşam felsefesidir. Evet, iddiaları bizim bütün o mazeretlerimizden alıkoyar fakat bu da bizi eyleme teşvik etmelidir. Bu felsefe insanları atıllıktan çekip, yaratım edimine kalkışmasını sağlar. İnsan özgürlüğe mahkumdur!

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim.. Sevgiler…

Yararlandığım kaynak: Sartre JP, Varoluşçuluk, Say Yayınları, 2007.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: