Veronika Decides to Die (2009) Film Yorumu

Film, Paulo Coelho’nun aynı isimde kitabından uyarlama. Kitabını da 3 kez okumuştum, çok etkileyiciydi. Tabi ki kitap her zaman önde gidiyor düşünceleri yansıtma konusunda. Yine de not aldığım alıntılarla verilmek istenen fikre odaklanmaya çalışacağım.

Film hakkında bilgiyi internetten alıntılıyorum. Yoksa yazı çok uzayacak;

“Veronika 20li yaşlarında ve güzel görünmek, iyi bir işe sahip olmak ve ortalama bir standartta yaşamak gibi gereken her şeye sahip görünen bir kadındır.. Ama bir gün intihar etmeye karar verir.. Başarısız olur ve gözlerini bir akıl hastanesinde açar.. Doktorunun ona söylediği ilk şey ise 1 hafta gibi kısa bir ömrü kaldığıdır. Bu süre zarfında ise akıl hastanesinde kalacaktır.. Hastanede geçirdiği zamanlar Verinoka için bir yeniden uyanış niteliğinde olacaktır, bildiğini zannettiği gerçekleri tekrar gözden geçirecek, kendisini ve aşkı yeniden keşfedecektir.” (KAYNAK: sinemalar.com)

Bakın çok az zamanım kalmış olsa bile yapabileceğim bir çok şey var. Plaja gitmek istiyorum, okyanusu görmek ve kumları hissetmek istiyorum. En sevdiğim restoranda koca bir taco yemek istiyorum. Bir İrlanda barına girip içki söylemek istiyorum.

Bunları daha önce yapmadım…

Veronika karakter olarak yorumlanması zor çünkü film, genelinde, Veronika’nın konuşmasından çok beden diliyle ve eylemleriyle devam etmekte.

İntihar her zaman depresiflikten kaynaklanmaz. Fakat burada, intihar fikrinin depresif duygu durumundan kaynaklandığını söyleyebilirim. Çünkü intihar için belirgin bir sebep gösterememesi, herkesten ve her şeyden nefret ediyorum sözleri depresif bir örüntüye benziyor. Filmin sonlarına doğru ise, yaşadığı aydınlanma ile yukarıdaki sözleri söylüyor.

Dün gece seni duydum biliyor musun, daha önce kimsenin öyle piyano çaldığını duymamıştım. Sanırım içine ruhunu katarak çalıyorsun, çünkü öleceğini biliyorsun. Bir an düşündüm ben de öleceğim. Benim ruhum nerede dedim. Onu kaybettim. Bir koca, bir ev ve bir iş uğruna. Bundan vazgeçecek kadar cesur olamadım ben.

-Mari

Aslına bakılırsa geçen gün paylaştığım Christine filmindeki mutlu hayat formülü diye bahsettiğim eşitlik tepe taklak durumda bu filmde. Asıl mutluluğun comfort zone’dan çıkmak bir bakıma kaygılı-özgür olmakta bulunması gerektiğinin vurgulandığını düşünüyorum. Bu konuda doğru denklem nasıl kurulabilir bilmiyorum. Belki daha sonra bunun üzerine deneme tarzında bir yazı yazarım.

Son çare olarak inandığım en güçlü ilacı onun üzerinde denemeye karar verdim.

Yaşamın farkında olmayı.

Günün birinde başka bir doktordan gayet sağlıklı olduğunu öğreninceye kadar yaşadığı her günün bir mucize olduğuna inanacak.

Ki bana soracak olursanız, öyle zaten.

Dr. Blake

İşte burada, yarın ölecekmiş gibi yaşamak fikri, filmdekinin tersine, dışsal bir müdahale olmaksızın uygulanması ne kadar da zor…

Çoğu zaman alışkanlıklarımız dolayısıyla oto pilotta yaşıyoruz. Böyle olunca da o an’da olamıyoruz, o eylemin kendisini deneyimleyemiyoruz. Hatta bir şey yaparken, o yaptığımız şey hakkında konuşursak bile o an’ı deneyimlememiş oluyoruz. Yani an’ı yaşamak kolay değil. Bu farkındalık nasıl kazanılır ya da bir yöntemi var mıdır bilmiyorum, henüz.

Söyleyebileceğim şey şu ki, aktif öğrenici olmak yani mesela aktif okuma gibi eleştirerek – illa olumsuz bir yön bularak demek istemedim- bir kitabı okuyan birinin yaptığı gibi zıtlıkları ve benzerlikleri bularak yaşamak; yaşama, yaratıcılığı kullanarak, üretici konumuna geçmek yaşamdan haz almamızı sağlayacak en büyük yollardan biri olduğunu biliyorum.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: